Binalarda Isı Yalıtımı

Yalıtım, başta Avrupa’da olmak üzere uzun yıllardır binaların vazgeçilmesi olmasına rağmen, ülkemizde son 4-5 yıldır rağbet görmüş ve kıymetinin, azda olsa farkına varılmıştır. Yalıtım deyince strafor ya da köpük denilen malzemelerle yapılan ısı yalıtımı akla gelsede; aslına baktığımızda çok fazla yalıtım çeşidi vardır.

Sivil mimaride 4 yalıtım başlığı üzerinde durabiliriz

1-Isı Yalıtımı
2-Su Yalıtımı
3-Ses Yalıtımı
4-Kimyasal Yalıtım

1-Isı Yalıtımı

Yeni binalarda resmi olarak zorunlu kılınan ısı yalıtımı ülkemizde hala Avrupa normlarının bir hayli aşağısındadır. Yüzde 15 ısı yalıtımı sağlayarak dünyanın geleceğini kurtarmanın mümkün olmaması bir yana yalıtım için yapılan onca harcamaya rağmen yeterince enerji tasarrufu sağlanamıyor olması günümüz Türkiye’sinin ısı yalıtım alışkanlıklarını sorgulamamıza neden oluyor.
Bu sebeptendir ki bizısı yalıtım uygulamalarımızda straforla sınırlı kalmayıp tyvek, taypoon ve akrelik esaslı malzemelerle binalardaki enerji tasarrufunu yalıtımsız binalara göre %93 standart yalıtımlı binalara göre %78 oranında artırıyoruz. Ve buda binalarımızın karbon ayak izinin bi hayli düşmesine neden oluyor.
İyi bir yalıtımı önemli kılan bir diğer etken ise; ülkemizin kendi doğalgaz ve petrol üretimi olmamasıdır.

2-Su Yalıtımı

Özellikle temel ve çatılarda bolca öneme haiz olan su yalıtımı binalarda sadece en üst kat ve zemin kat sahiplerini ilgilendiriyor gibi gözüksede binadaki tüm yaşayanları ilgilendiren bir mevzudur. Çünkü; temelden su çeken bir binanın kolon içi demirleri korozyona uğrayarak ve beton dayanımını düşürerek binanın iskeletini zayıflatır. Buda binayı günden güne dayanıksızlaştıran ve riski artıran bir etmendir.
Suyun binalara tek zararı binayı güçsüzleştirmesi değil; yaşam kalitesini düşürmesidir. Nefes alamayan binalar suyun etkisiyle rutübet ve mikroorganizma oluşumuna yol açar. Bu nedenle, binalarda temel bohçalaması, çatı izolasyonu ve yüzde yüz nefes alan yüzde sıfır su geçirimi olan dış cepheler binanın ve içinde yaşayan insanların ömrünü uzatır.

3-Ses Yalıtımı

Üst kat komşunuzun duş alırken söylediği türküyü salonunuzda naklen dinlemek hepimizin canını sıkar. Bir çok komşuluk bu yüzden bozulma noktasına gelmiştir.
Ses yalıtımı, geleneksel olarak parkenin artına şilte koymaktan ibarettir. Strafor asmolen döşemelerin ses yalıtımı sağladığı gibi bilinen yanlışların ötesinde, dalga halinde yayılan sesin farklı yoğunluklara sahip katmanlardan geçip enerjisinin kırılmasıdır. Özellikle 400Hz ve 1Khz araasındaki frekansların günlük bina yaşamında başımıza dert açmaktadır. Ve çözüm olarak dairelerin ve ortak alanların enerji kırımı yoluyla birbirinden izole edilmesidir.
Ses yalıtımı konusunda daha büyük problem ise; dışarıdan gelen gürültünün abzorbe edilememesi. Dış cepheye yapılan geleneksel mantolamanın ses yalıtımına bir katkısı olmadığı gibi doğramalarda kullanılan camlarında sesi yeterince yalıtamadığı bilinen bir gerçektir.

4- Kimyasal Yalıtım

Bu neredeyse hiç üzerine düşünülmeyen ancak sağlığımızı ciddi manada tehdit eden ve günlük hayatımızın her anında karşı karşıya olduğumuz zararlı kimyasallar ve nasıl korunacağımız konusu.
Bu konuda ülkemizde eser miktarda çalışma yapılmaktadır ve son tüketiciye yönelik çözüm ne yazıkki yoktur. İnşaat sektörünün önümüzdeki yıllarda endişe ile karşı karşıya geleceği kimyasal yalıtım konusuna şimdiden hazırlık yapmak ve en azından malzeme seçiminde zararlı toksik üreten malzemelerden kaçmak ve E1 belgeli ürünler kullanmak çözüm olmasa da iyi bir başlangıç olacaktır.

No Comments Yet.

Leave a comment

You must be Logged in to post a comment.